A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P Q R S Ş T U Ü V W X Y Z #

Senai Demirci - Korkuyorum

Senai Demirci - Üzülme | La Tahzen Senai Demirci - Unuttuk Senai Demirci - Sen Ve Son Senai Demirci - Sen Babasın Senai Demirci - Nisyan Senai Demirci - Kıl Beni Ey Namaz Senai Demirci - Gül Oldum Senai Demirci - Gençliğim Senai Demirci - Ey Oruç Tut Beni Senai Demirci - Dua Senai Demirci - Cenazeme Gelirmisin Senai Demirci - Can Kırığı Senai Demirci - Besmelenin Eşiği Senai Demirci - Affeyle Senai Demirci - Namaz Kimseye Söyleyemem Senai Demirci - Affeyle
Korkuyorum. Dilim kolayca dolanıyor süslü kelimelere. Büyük laflar damağımın her yanına yapışmış gibi. Dudağımdan sözler yâr yüzünden düşen yaşmak gibi kayıveriyor göğe. Göğsünde taşıdığını bilmiyor gibi, içinde büyüttüğünü tanımıyor gibi heceler. Ayrılık sözleri dilimden eksik olmuyor. Ölümü sıkça anıyorum belki. Hasret, hüzün, keder, sızı, sancı, ağrı, ölüm, ayrılık, özlem birer kelime sadece... Dile dokunduğunda acıtmıyor, kulağa vurduğunda can yakmıyor. Bunlar sözler, sadece sözler, sadece sözler. Ağzımda kolayca yankılanıyorlar. Bir çok kulağa çarpıyorlar. Belki bir kaç kalbe de iniyor. Havada asılı duruyor sesler. Harflerin zincirine tutunuyor sözler. Dört harf “ölüm ve sadece iki hece. “Ölüm” derken, kelimenin tam ortasında dil damağa değiyor. Bitirdiğinde dudak dudağa kavuşuyor. “Ölümmmm.. Buluşuyor dil ve damak. Isınıyor dudaklar, kavuşuyor. Kolay ölüm... bu kadar kolay. Demesi kolay.. Ya olması ölümün. Ya dudakları soğutması. Eşiğinde durmak son nefesin nasıl bir tükenmişlik. Nice bir yangındır ömrün bir nefese daha yetmemesi.. Ölümün kendisini ruhunla hecelediğin oldu mu? Ayrılığı kıvrana kıvrana içtin mi hiç? Hasretin tam ortasında kala kalıp zamanın kırık cam parçaları gibi gırtlağına battığını hissettin mi? Korkuyorum. Yalancı olmaktan korkuyorum. Dilimi değdirdiğim yerlere kalbimi yetiştirememekten korkuyorum. Dudaklarıma vuran sözlerin tenimde iz bırakmadan savrulması yalancı eder mi beni? Ya herşeyimi yitirmiş ve geriye sadece sözlerim kalmışsa? Kuru sözler, boş sözler, süslü sözler, içinde kalp olmayan kalp sözler... Ölümün yüzüne yüzünü değdiren ne çok yüzler oldu. Güldü mü ölüm onların yüzüne? Gözleri ölümün gözleri olunca neyi gördüler? Hangi hasretler koşuştu dudaklarına? Yarınlar var diye yarım kalmış işler, sonra söylerim diye söylenememiş sözler, sırası değil diye gecikmiş sevmeler ölümün eşiğinde kimbilir nasıl haykırdı? Ölüm anında susan dudak söyleyeceklerinin hepsini söyleyememişti. Ölümün kollarında açık kalan eller, sahip olunacakların hepsini bitirmiş miydi? Sözleri yok ölümün. Ne söylüyorsa gözleriyle söylüyor. Bir ölünün gözlerine yığıyor tereddütlerin hepsini. Sessizce iniveren kirpiklerin ucuna savuruyor geç kalmışlıkların hepsi. Sanki ruhunu dudakları arasındaki ince çizgiye biriktirmiş gibi ölümler, hem hiç konuşmuyor hem hep konuşuyor. Hayat gibi değil ölüm. Az konuşuyor. Heceleri sessiz. Sözleri keskin. Benim gibi sözlere tutunma sevdası yok ölümün. Ömür boyu suskun. Bir kez konuşur ve konuştuğunda en büyük sözünü söyler. Ne kadar konuşsam ve yazsam, ancak ölümün sözünü ederim. Ölümün sözü, ölümün kendisi değil. Bir beden ki, ölümün kırık hecesidir her daim. Hücre hücre ölüme yazgılıdır içinde yürüdüğüm bu gövde. Zamanın her “tik-tak”ı uzaklıkların sinsi habercisidir; çatlaklar açar aramızda, içimizde. Hayat, aslında hep ölümü anlatır dinleyene. Hayat ölümle berbat olsun diye değildir bu. Ölümün eşiğinde yaşanan bir hayat daha çok anlam arar kendine, daha çok heyecan bulur da o yüzden. Ölümü bilirsen çerçeve çizersin kendine. Bildiğin, beklediğin bir son varsa, hayatı som bir altın gibi işlemeye koyulursun. Ucunu açık sanırsan, oyalanmaya durursun, hoyratça savurursun, oyuna dalarsın. Rüyanın rüya olduğunu bile unutacak sahte bir uyanıklık içinde uyursun. Uyanamazsın. Buraya yazıyorum: en güzel, en içten yazımı öldüğümde yazmış olacağım.. En sahici nasihatimi, en umulmadık haykırışımı cenazem söyleyecek sana. Hayata nokta koyduğumda yüreğine çelikten sözler dikmiş olacağım. Çelikten sözler.. Ezsen de unutkanlığınla, kalbinin odacıklarında bir yerde suskun bir tohum gibi patlamayı bekleyecek. Hiç beklemediğin anda çiçekler açacak, buruk meyveler sunacak. Sen sus ey ölüm.Ben sana hece hece yaklaştıkça, sen bigâne kal. Ben kelimelerle yoluna tuzak kurdukça, sen suskunlukların ardına kaç. Ben ele avuca sığdırmaya çalıştıkça seni, sen perdeler ardına saklan. Sen sus ki, bana söz söylemek kalsın.Yalan sözler. Kuru sözler. Ağız dolusu. Dil bulaşığı. Yüreksiz sözler. Sözler kalsın. Yalanı dilimden uzak eyle Rabbim!

Hit :   2189        Eklenme :   20.07.2012 00:42 Facebook'a Paylaş Twitter'a Paylaş Myspace'e Paylaş Delicious'a Paylaş Friend Feed'e Paylaş Technoratiye Paylaş Digg'de Paylaş Paylaşım : http://dinle.ilahisevenler.com/senai-demirci_korkuyorum-ilahi/ Forum Linki : Etiketler : Korkuyorum dinle Senai Demirci ilahileri Korkuyorum ilahisini dinle
Adınız :
E-Posta :  
5 + 2 =  
Yorumunuz :
 
 

Bu müziğe ilk yorumu siz yapın!


Gülhan Demişki ; çooooooooook güzeeeeeeeel Muhammed Samed Demişki ; Süper ing hocası ezberleyin dedi asuman Demişki ; ALLAH'IN (c.c.) insanoğluna bahşettiği musiki kabiliyetini hayırlı yönde kullanıp, manevi duy canlar Demişki ; Elinize sağlık Havva Demişki ; elinize sağlık cok güzel olmuş
Toplam İlahi : 1924 Toplam Sanatçı: 227 Toplam İlahi Sözü : 814 Toplam Yorum : 125 Toplam Üye : 563
Grup Dergah - Yeşil Cübbesini Giymiş
52 kez oylandı
Ensar Kardeşler - Gül Ahmedim
27 kez oylandı
Mehmet Emin Ay - Rabbim Allah Diyeceğim
23 kez oylandı
Diriliş Muştuları - Farkında mısın
22 kez oylandı
Cemal Kuru - Damla Düşmeyince
22 kez oylandı